Sayfalar

29 Ocak 2011 Cumartesi

United Oil Gasoline Station / Kanner Architect




Otobüs ve metro durakları, ATM'ler ve benzin istasyonları gibi tamamen fonksiyona cevap veren birimler özellikle kalabalık yerleşimlerde sıkça tekrarlanmakta ve klasik bir 'tip' içerisine sokulmaktalar. Çoğunluğu kapsayan birbirinin aynı projeler belirgin bir kimlik taşımadıkları için siyah beyaz konseptleriyle kentin içinde yok olmaktalar.
Toplamda kentin içinde belirli bir yer tutan, bazen de kendi başına bir yerleşim olan bu birimlerin zevkli birer tasarım alanı olduğunu, mimari bir kaygıyla yaklaşıldığı sürece fiziksel çevreyi olumlu yönde değiştirebilecek bir potansiyel olduğunu düşünüyorum. Yaklaşık olarak Amerika'da 120.000, Türkiye'de de 13.000 benzin istasyonu olduğunu düşünürsek Kanner Architects'in başarısı farklı bir dünya hayal etmek için güzel bir başlangıç.




Fotoğraflar Archdaily.com kaynaklıdır. Proje hakkında daha fazla bilgi için;

Yaşayan Kayalar




İlginç bitkiler listesinin olmazsa olmazıdır Lithops'lar, çift yumru şeklindeki gövdeleriyle böbrek ve benzeri bir çok insan vücudu kısmına benzetilirler... Özellikle arkadaşlarınızın bu bitkiyi gördüklerinde verdikleri tepki bile, küçük bir Lithops koleksiyonu yapmaya yeterli sebep olabilir!



Yunanca "lithos"(kaya) ve "-ops" (yüz) kelimelerinin birleşimiyle adlandırılan bitki Living Stones olarakta bilinir. Güney Afrika kökenli bu sukkulent ailesi ilk olarak 1811'de keşfedildi. Özellikle Namibia, Botswana ve Güney Afrika'da yayılım gösteren Lithops'ların yeni türleri hala keşfedilmektedir. En son botanik dünyasına giren L. amicorum 2006 yılında bulunmuştur.
İstekleri: Lithopslar, kaktüs dünyasında 'etli bitki' olarak adlandırılan sukkulentlere üyelerdir. Sukkulentlerin bir çok özelliğini taşırlar. Dolayısıyla, Lithops sahibi olmak isteyen biri bu ayrıntıyı gözden kaçırmamalıdır.

Lithopslar 2 dönemlik bir yaşam döngüsüne sahiptirler. Kış başlangıcı çiçek açan bitki yağışlarla birlikte tohum kesesini oluşturur. ilkbaharda tohum gelişimini tamamlayan bitki yeni gövdeyi oluşturmaya başlar. Bu işlem tomurcuğun eski gövdedeki suyu emerek şişmesiyle oluşur. Bu sebeple bitki gelişimini tamamlayana kadar olabildiğince az su verilir.
Yetiştikleri topoğrafya ya yıllık 70cm/cm² düşen Lithopslar uzun süren kuraklıklara ihtiyaç duyup, bitkinin saksısı hiç bir zaman tamamen sulanmamalıdır.
Yüksek ışıkta düzenli gelişim gösteren Lithopslar yazın yakıcı güneşinden korunursa renkleri daha canlı olur. Tohumdan çıkan bitkininse güneş ışığına alışması zaman alır.
Tüm kaktüsler ve sukkulentlerde olduğu gibi, toprağın drenajı çok önemlidir. Bu nedenle kum, çakıl,vermikulit,perlit ve torf karışımı topraklar dikim için uygundur. Bitki gelişim döneminde kemik tozu yada kaktüs besini ile gübrelenirse üremesi daha sağlıklı olur.



Bitkinin gövdesinde bulunan lekeler kök yapısıyla simetri gösterir. Yani bitkinin üstündeki şekil ve renklerin dağılışı, bitki söküldüğünde kök yapısında da görülür. Yaşlı bir Lithops kolonisi..

Yaşlı bir Lithops kolonisi..



Ben Lithopslarımı minik bir serada yetiştiriyorum. Evimdeki 2. seneleri ve şimdiden bir sürü kardeş oldular :)







Resimdeki L. Lesliei'lerden soldaki tohum kesesi oluşurmakta. Sağdaki bitki ise büyüme döneminde. Yakında yeni bir Lithopsum olucak :D








25 Ocak 2011 Salı

Çizginin Gücü!!!

            Gerçeği küçük bir kağıt parçasında keşfetmek, onun yalınlığından haz almak ve katlayıp cebimde taşıyabilmek... Evet, bende eskizlere bayılan bir mimarlık öğrencisiyim....  Her ne kadar toplu konut projelerinin reklamlarındaki 3 çizgiden oluşan son görüntüler, bende kekremsi bir tat bıraksalar da  eskizler her zaman etkileyiciler.. 









George Butler Londra'da çalışan bir "freelance" illüstratör.  Çalışmaları  hem reklam hem de kişisel amaçlı..  Sayfalarını Afganistan'daki askerlerden, Afrikadaki vahşi hayata kadar gezdiği yerler dolduruyor. Butler, 26 yaşında birçok sergi açıp, ödül kazandı. Şimdilik internet sitesinden takip ettiğim sanatçının umarım bir gün sergisinede katılabilirim. (http://www.georgebutler.org) 
































19 Ocak 2011 Çarşamba

Tropik, Etçil, Gizemli... Nepenthesler!!!





           Holywood'un vazgeçilmez malzemelerinden olan etçil bitkiler aslında göründükleri kadar korkunç değiller. Özellikle büyük, renkli ibrikleri ve geniş yapraklarıyla Nepenthesler birer doğa harikası! Doğada yaklaşık 150 türü bulunan bu bitkilerin, bir çok hibritleri de üretilmektedir. Yayılım gösterdikleri alanlar güney Çin, Endonesia, Malaysia, Filipinler, Madagaskar, Seychelles adaları gibi tropik bölgelerdir. Tür içinde  en fazla çeşitlilik Borneo ve Sumatra adalarında görülüyor. Nepenthes'lere en erken 17. yy.'da Fransız bir kolonicinin Madagaskar hakkında yayınladığı kitapta rastlıyoruz.  



    Nepenthes ailesini yetiştiği iklimler açısından 2 ana sınıfta gruplayabiliriz. "Lowland" olarak tanımlanan grup sık tropik ormanlarda, yüksek ağaçların gövdelerinde yada orman zemininde yetişmektedir. Direk güneş ışığından hoşlanmayan bu grup yüksek nem ve ısı istemektedir. "Highland" olarak tanımlanan 2. grup ise daha yüksek bölgelerde, orman dokusunun seyrekleştiği dağ ekosistemlerinde görülmekte. Bu grup direk güneş ışığı, düşük gece sıcaklığı ve nem gibi isteklere sahip.

Nepentheslerin tanınmış adlarından biri de Monkey Cup'tır. Kafanızda canlanan resim gerçek! Maymunların yağmur sonrası su kaynağı olarak bu ibrikleri kullandıkları görülmüştür. Yukarı resimdeki bir Highland Nepenthes türüdür.


   
Nepenthes Miranda, güzel bir Lowland türü.



 Lowland Nepenthes






Ödül kazanmış bir Nepenthes, bu hibrit dünyada sadece 4 tane bulunmaktadır. 

İstekleri: Nepenthesler ibriklerinin içinde biriktirdikleri yağmur suyuna sindirim enzimleri salgılarlar. İbriklere düşen böcek türleri, kurbağalar ve fareler bu kokteylde parçalanıp sindirilirler.Bitki azot ihtiyacını buradan karşıladığı için organik açıdan fakir, nötr topraklarda, yosun birikintileri ve ağaç kabuklarında yetişirler.Bu da herhangi bir gübrenin tüm etçil bitkilerde olduğu gibi Nepentheslerinde ölümüne yol açacağı anlamına gelir. Işık ihtiyaçları türlere göre değişir. Lowland türler orman zemininde kısmi güneş ışığıyla birlikte gün ışığı altında büyümektedirler. Fakat Highland türlerin günlük en az 6 saatlik güneş ışığına ihtiyaçları vardır. Yüksek nemden hoşlanan Nepenthesler türlere göre %40-70 neme ihtiyaç duymaktadırlar. Ev ortamında toprakları nemli tutulmalı saksıların kurumalarına izin verilmemelidir.

      Ekim ayında yan sokaktaki çiçekçimize Hollanda'dan 2 çift Nepenthes Miranda geldi. Her gün önlerinden hayranlık dolu bakışlarla geçerken bir gün benimde evimde bir tane olmasını hayal ederek yürümeye devam ettim. Biraz araştırmadan sonra Nepentheslerin evde de kolayca yetiştirilebildiğini sadece önemli olan bana uygun olan  türü seçmem olduğunu öğrendim.(Herkesin evinde bu bitkilere sağlayabileceği sıcak nemli ışık alan bir ortam var) Mutluluk içinde çiçekçiye gittiğim gün, Nepentheslerin 350TL olduğunu ve ellerinde sadece 1 adet kaldığını öğrendim. Sonraki günlerde eskisinden daha fazla hayale sahip olarak geçtim çiçekçinin önünden. Ebay'de tohum olarak satılan ve ibrik açması için 2-3 sene büyüme evresi olan bu bitkiden bende de olsun çok istiyordum. 
       Hikaye tabi ki mutlu sonla bitiyor... Çiçekçilerimizin eline düşen tropik bitkilerin kaderidir, çeşme suyu ile sulandıkları için mutsuzlaşıp zamanla yaprak dökerler. Bir buçuk ay gibi bir zamanda son kalan Nepenthes'i kimse almadı. Giderek yapraklarını döküp 'Migrosun kıvırcık marul'larına dönen bitkiyi çiçekçiden bedavaya aldım!!!
Şu an evimin en güneşli penceresinin önüne kornişe çaktığım bir çiviye astığım Nepenthesim yeni yapraklar verip alttan kardeşler vermekte. Fakat  İstanbul'un ortaçağ avrupa filmlerini aratmayan bulutlu havası ve benim ısınmayan evim yüzünden ibrik açmıyor. Yaza doğru ısı ve nemin yükseleceğini var sayıp, tüm gün güneş ışığı alabilecek olan Nepenthes'im ibrik verir diye umuyorum....

 İlk yaprak açmaya başladığı zaman çılgına döndüm  :)







  










17 Ocak 2011 Pazartesi

Yuen Po Street, Hong Kong'un en renkli köşesi..

     Anadolu Yakası'nda oturanlar için Avrupa yakası günlük yaşamda karmaşa, kaos barındırır.iş çıkışı yorgun saatlerde veya huzurlu bir pazar günü istendiğinde kaçınılan bir yere bile dönüşebilir. Fakat tarihi dokusu, yükselen gökdelenleri, sahip olduğu enerji ve çeşitlilik onu herzaman çekici kılar.Beşiktaş yada Eminönü'nde aradığınız her şeyi bulabilirsiniz.  Haftasonu tanıdık yüzlerle birşeyler içmek isterseniz yada gecenin renklerinde kaybolmak, gideceğiniz yer yine Avrupa Yakası'dır.


 Tsim Sha Tui, gökdelenlerden oluşmuş bir şehrin otellerini, markalarını, restaurantları, kitapçıları ve daha bir çok rengi barındıran, Hong Kong İsland'a karşıdan bakan Kowloon bölgesinin güneydeki sahil kısmıdır. 


                                          




   Tsim Sha Tsui'dan Hong Kong Island'a güzel bir manzara  :)

Hong Kong Island'a her 5 dakikada bir kalkan feribotlarla geçebilir yada denizin altından geçen metro ağını kullanabilirsiniz. Tabi ben tüm Hong Kong'u görebileceğiniz feribot yolculuğunu öneririm. 
 





      Benim gibi bir botanik hastası için Tsim Sha Tsui'da bir cennet bulunuyor, Yuen Po Street! Prince EdwardRoad West üzerinde, 2 ada bloğu çiçekçiler, her türlü kuşu bulabileceğiniz Bird Garden ve sadece Japon Balığı satan Golden Fish Market'tan oluşan bu kompleks tatilimin bir gününü ayırdığım Hong Kong'un en renkli yeri..(Sanırım kuşları kafeste görmekten hoşlanmıyorum  :/   )  Çiçekçi dükkanlarında tropik ve yarı tropik cinsler, kaktüs ve sukulentler, hatta etçil bitkiler bile bulabilirsiniz. Fakat en fazla karşınıza çıkacak olanlar, ve benimde oraya esas gitme amacım orkideler.  Vanda, Cymbidium, Paphiopedilum, Phalaenopsis ve daha bir çok türün bulunduğu bu dükkanlar arasında sadece "orkide" satan yerler bile mevcut. Bu kentsel  mekanda aynı zamanda büyük oranda kesme çiçekte satılmakta. Türkiyede veya Ebay'de 150-200$ fiyatı olan bitkileri, değişik tasarımla şeklinde çok çok daha ucuza alabilirsiniz. Fakat yinede pazarlık etmenizi öneririm. 



 




        Giderken biri boş olan iki bavulla çıktığım tatilden iki bavul tıka basa dolu dönmemin sebebi Yuen Po street desem beni tanıyanlar şaşırmazlar sanırım. Orkidelerim şu an keyifli bir şekilde yaprak verip yaza hazırlanıyorlar. Sizin için doğru olan türü alırsanız, ne taşıma nede yetiştirmek sorun değil. Bitkilerle aranız iyi değilse bile, öğleden sonra güzel kokular arasında renkli bir keşif yapıp, tüm Hong Kong Island'ı keyifle izleyebilirsiniz. 


Çiçek sevenleri sevmeyen, beni hiç sevmeyen cisim..